Yazdır Sizi Arayalım Başa Dön

TURLAR

BERBERİLER:

Berberi Fas : Bugünkü Fas topraklarındaki ilk yerleşimler Cilalı Taş Devri’ne (M.Ö. 8000 yıllarından kalma, Capsian kültürüne ait kalıntılar) aittir. Kalıntılar, o devirde Fas’ta büyük bir kuraklık yaşandığını göstermektedir. Birçok teorisyen, Berberilerin ataları olarak kabul ettikleri “Amazigh” adında bir halkın bu devirde var olduğuna inanır. Büyük ihtimalle, bu halkın Fas topraklarına gelişi ve bu topraklarda tarımın başlaması aynı tarihlerdir. Daha sonraları, klasik dönemde Fas, Moritanya olarak anılmaya başlanmıştır.

Berberiler; bugünkü Mısır, Libya, Tunus, Cezayir ve Fas’ı içine alan Kuzey Afrika’nın bilinen en eski yerli halkıdır. Bazı mağara resimlerinin bulunmuş olması, Berberiler’in bu paleolitik toplulukların soyundan gelmiş olabileceği tezini güçlendirmektedir.
Bu geniş coğrafyada göçebe ya da yarı-göçebe olarak yaşayan eski kabilelerdendir.
Kuzey Afrika’ya egemen olan Fenike, Kartaca, Roma, Arap , İslam ve Osmanlı kültürlerinden farklı biçimlerde etkilenmiştir. Berberilerin berberice adını verdikleri bir dile sahiptirler. Bu dilin alfabesi İbraniceye oldukça benzemektedir.

Adlandırma:
Berber kelimesinin kökeni olarak Latince barbarus ve Yunanca barbaros gösterilmektedir. Roma dönemi askeri raporlarında Numidyalılardan barbarlar olarak bahsedilir. Berberi teriminin Vandal istilası sırasında yaygın olarak kullanıldığı görülmüştür. 8. Yy dan itibaren Emevilerin İspanya’yı ele geçirmesiyle beraber tüm Müslümanlara yanlış bir şekilde Morolar denilmeye başlanır. Berberi gruplarının kendilerine de Amazigh, Tizzit dedikleri bilinmektedir.

Berber dilleri (yerel adı: TAMAZİGHT): Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır (Siwa), ile Mali ve Nijer’deki küçük Berber toplulukları tarafından konuşulan birbiri ile yakın akraba olan bir diller grubudur. Nispeten seyrek bir toplulukta Sahara ve Sahel’in kuzeyine doğru uzanır. Afro-Asyatik diller ailesindendir. Birbiri ile çok yakın olan kuzey Berber dillerini konuşanlar arasında bunları tek bir standard altında birleştirmek için bir hareket vardır.
Geleneksel olarak Orta Fas Tamazigti’ni işaret eden Tamazigt” adı da bu standard Berberce dilini veya tüm Berberce için kullanılır ancak kullanım ceşitlilik gösterir ve pek çok Berber kendini Tamazigt olarak tanımlamaz.
Berber dilleri arasında Orta Fas Tamazigti, Tarifit Berbericesi (kuzey Fas), Kabili dili(Cezayir) ve Taşelit (orta Fas) sayılabilir. Berber dilleri ceşitli işgallerle kesintiye uğramasına rağmen, 2000 yıldan fazla bir süredir bir yazı diline de sahiptirler.
İlk olarak Tuaregler tarafından hala kullanılmakta olan Tifinag alfabesiyle yazılmıştır. En eski yazılı metin ise M.Ö 200 yılına aittir. Daha sonra 11. ve 16.yy yılları arasında Arap alfabesi (özellikle Fastaki Şilha).
20.yy dan sonrada özellikle Kabililer tarafından Latin alfabesi ile yazılmaya başlamıştır. Fas’ta Tifinag alfabesinin bir türü yakınlarda resmileştirilmiştir. Latin alfabesi Cezayir’de yarı-resmi ve Mali ve Nijer’de resmi durumdadır. Yine de Mali ve Nijer’de halen yaygın olarak Arapça ve Tifinag kullanılmasına karşın Fas’ta ve Cezayir’in çeşitli bölgelerinde Latin alfabesi giderek daha fazla kullanılmaktadır.
Mağripin tamamen özgürlüğüne kavuşmasından sonra çoğu ülke temel olarak Fransızcanın eğitimde ve okuma yazmada baskın dil olmasını kaldırmak için değişen derecelerde bir Araplaşma politikası sürdürmüşlerdir. Fakat bu politikalar Amazig/Berber dillerini yasaklamış ve bastırmıştır.
Bu çabalara Fas ve Cezayir’de yaşayan Berberler özellikle Kabililer tarafından karşı çıkılmıştır ve her iki ülkede de bazı okullarda bu dille eğitime yer verilmesi ve Berber dilini resmî dil olmasa da milli dil olarak tanınması ile çözüme ulaştırılmaya çalışılmaktadır. Berber nüfusunun az olduğu Magrip ülkelerinde bu tür önlemler alınmamıştır. Mali ve Nijer’de kısmen Tamaşık dili ile eğitim veren birkaç okul bulunmaktadır.

Tarihçe:
Berberiler, tarih öncesinden bu yana Kuzey Afrika’da yaşarlar. Berberiler arasında, Libya’daki Nasomonlar ve Psyller, Sahra Garamantları, Eski Afrika Numidialıları, Gaetulları ve Mağripliler sayılabilir.
Mağrip’in geniş toprakları ve dağlık engebelerin dağınık bir yapıda olması Berberiler’in bölgeye bağımsız ve kimi zaman birbirlerine düşman kabileler halinde yayılmalarını sağladı. Bu, aynı zamanda toplumsal örgütlemenin temelini oluşturan unsurdu. Bununla birlikte, İbn-i Haldun’un iki büyük halk topluluğuna ( El-Berani ve El-Butr) böldüğü Berberiler, dıştan gelen istila tehditlerine karşı koymak için her zaman birlik içinde hareket ettiler.
Önce Numidya sonra da Moritanya kralı olan Masinissa’nın gerçekleştirdiği Berberi topluluklarının birliği kısa sürdü. Romalılar bu devletleri illere ya da protektoralara dönüştürdüler; ancak daha çok ovalarda etkin olan Romalılar, ne Sahra ve Moritanya kıyısındaki yüksek ova halklarına, ne de dağlılara boyun eğdirebildiler. İmparatorluk üzerindeki Roma etkisi azaldıkça, Berberiler’in ayaklanmaları giderek sıklaştı.
Tacfarinas (17-24); Firmus ve Gildon başkaldırıları, çeşitli kavimler ve Berberi ırgatlarının ayaklanmaları Berberiler’in bağımsızlığa olan düşkünlüklerini gösterir. Bunun ortaya çıkmasında sert dinsel tartışmaların ve 4. yüzyıldaki Donatusçuluğun* da etkisi vardır.
Bu karışıklıklar Vandallar’ın ülkeyi istila etmesini kolaylaştırdı: ancak Vandallar ülkenin tümünü ele geçiremediler. Avras, Kabiliye, Moritanya ve Tripolitania’ya girmediler. Doğu İmparatorluğu’na karşı direniş (533-642) daha güçlü oldu; Bizans ancak Byzakene, Tunus (eski Afrika ili) ile birkaç kenti ve müstahkem mevkiyi denetim altında tutabildi.
Araplar, VII. yy ‘ın ortasına doğru Berberiler ile ilişki kurdular. Başlangıçta Berberiler gerilere sürüldüler. Kuseyle, Avras ve Tunus ile Konstantin ‘in (Cezayirde bir bölge) yüksek yaylalarının bir bölümünü kapsayan bir Berberi krallığı kurdu (687- 690).
Berberi kadın kahraman el-Kahine’ye* ün kazandıran Avras direnişine karşın, Araplar’ın yeni saldırıları karşısında berberi krallığı yıkıldı. (Berberiler kitle halinde müslümanlığı kabul ettiler ve Arap ordularına katıldılar.
Kendilerine çok şey öğreten bir uygarlığın etkisinde kalmakla birlikte Berberiler bağımsızlıktan vazgeçmiş değillerdi; kısa süre sonra, büyük bir çoğunluğu sünnilikten ayrılıp, kendi liberal geleneklerine daha yakın olan Haricilik mezhebini kabul etti.
740’ta bütün Berberi Mağrib ayaklandı; Kayravan’dan sürülen Araplar, Berberiler’i ancak 761 ‘de Suriye birliklerini yardıma çağırdıktan sonra yenmeyi başardılar. Daha sonra Abbâsîler Doğu Mağrib’i ele geçirmek ve halkları Berberilerden oluşan, yönetim açısından kendilerine bağlı, bağımsız krallıklar (Tahert, Tilimsan, Fas, Kayveran Aglebiler krallığı) kurdabilmek için 40 yıl mücadele ettiler.
Berberiler ile Araplarlar arasındaki bu uzlaşma hiçbir zaman tam olmadı ve uzun sürmedi. Sünniliğe tepki olarak Berberiler IX. yy’da, Haricilikle ters düşmesine karşın, Şii öğretilerini kabul ettiler.
Fatımiler Abbasiler’e karşı koyabilecek yeterli güce erişince, Berberilerin büyük çoğunluğunca desteklendi; buna karşılık küçük bir kesim, Zenateler, özerkliklerini ilan ederek Endülüs Emevî’lerine katıldılar. Fatımiler Mısır’a yerleşince Mağrib’de karışıklıklar başladı.

Ziri Hanedanını kuran Sanhaca Berberileri Doğu’da iktidarı ele geçirdiler; Zenateler Doğu Mağrib’i önce Emevîler adına yönettiler, sonra kendi hanedanlarını kurdular. 11. yüzyıl’daki Hilali istilalarından sonra, dinsel bir reform hareketinden güç alan iki Berberi hanedanı, Murabıtlar ve Muvahhidler büyük imparatorluklar kurdular.
Birinci imparatorluk Fas’tan Becaye’ye kadar uzayan alanda kuruldu; ikincisi tüm Mağrib’i ve Tripolitania’yı içine aldı. Bu imparatorlukların yıkılmasından sonra, Berberiler Merini, Abdülvadi ve Hafsi krallıklarını kurdular; ancak bu krallıklar güçsüzlükleri yüzünden 14. yy’dan itibaren, yanyana dizilen, birbirinden kopuk birçok kent ve kabileden oluşan bir toplumsal yaşam biçimi egemen oldu.
Mağribi kapsamamakla birlikte, önce Osmanlı egemenliği (XVI. yy – XIX. yy), daha sonra Fransız Sömürgeciliği (XIX. yy. – XX. yy) Kuzey Afrika ülkelerini Arap ve Müslüman devletlere dönüştüren sürci hızlandırdı; buna rağmen Berberiler, Rif ve Sahra arasında Avras ve Büyük kabiliye dağlarına sığınarak dillerini ve geleneklerini günümüze kadar korumayı bildiler.

Günümüzde Berberiler:
Kuzey Afrika bölgesinde Berberilerle Araplar arasında süregiden bir uzlaşamama sorunu vardır. Özellikle Arap milliyetçiliğinin hakim olduğu rejimlerde Berberilerin baskı altına alındığı görülmüştür. 20. yüzyılın ikinci yarısıyla beraber sömürge konumlarına karşı mücadele başlatan Afrika halklarının mücadelesi Kuzey Afrika’da da görülmüştür.
Bağımsızlıklarını kazanan ülkelerde sömürgecilerin kullandığı Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca yerine Arapça hakim olmuştur. Berberiler Arapça öğrenmek zorunda kalmış, okullarda anadillerini konuşmak için 21. yy beklemek durumunda kalmışlardır. Bağımsızlığın ardından Berberilerden gelen varlıklarını tanıma talepleri özellikle Fas ve Cezayir’de karşılık bulmuş, anayasal olarak Berberi varlığı tanınmıştır.
Günümüzde Cezayir’de Berberi dili tanınan ulusal bir dildir ve Berberi yoğunluğu yüksek olan bölgelerde seçmeli dil olarak öğretilmiştir. Fas’ta ise 2011 yılı anayasal reformun ardından Berberi dili resmî dil ilan edilmiş ve bölgenin etnik bileşiminden bağımsız olarak zorunlu dil olarak öğretilmektedir.
Kuzey Afrika ülkelerinde Berberi kökenlilker sosyal hayatta en üst seviyelere gelebilmiştir. Buna en iyi örnekler olarak Cezayir Başbakanı olmuş olan Liamine Zeroual ve Fas Başbakanı olmuş olan Driss Jettou sayılabilir. Libya’da ise Berberiler Libya İç Savaşı sırasında Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinde aktif rol almıştır.

Sanat:
Dış istilalara karşı Berberile, özellikle kırsal kesimlerde, özgün bir geleneksel sanatı korumayı başardılar; ancak bu sanatta Berberilere özgü ögeleri belirlemek çok zor değildir. Taraçalı evin, Kaid’lerin dar’ı ya da ksar’ının ve özellikle Atlas kalelerinin (tigremt) üzerinde İslam sanatının etkisi oldukça azdır. Ayrıca, Berberi özellikleri, elde yapılmış ev eşyalarında da kendini gösterir. Gereçler çoğunlukla kabadır (seramik toprakları); süslemeler çok eski simgeleri andırır. Arap üslubundan uzak bu simgelerde üçgenler, eşkenar dörtgenler, kafesler gibi yalın geometrik biçimler, yalın ve uyumlu renkler egemendir.

Berberi dilleri:
Berberi dilleri Afro-Asyatik dillernin bir kolunu oluşturur. Berberi dillerinin hangi bölgeden kaynaklandığı konusunda akademik çevrelerde üzerinde uzlaşılmış bir görüş yoktur. Berber dilleri Afrika’da yaklaşık 30 ila 40 milyon insan tarafından konuşulmaktadır. Yoğun olarak kullanılan bölgeler sırasıyla Fas, Cezayir, Mali, Nijer ve Libya şeklindedir. Mısır ve Burkina Faso sınırları içinde Berberi dillerini konuşan küçük gruplar mevcuttur.
Berberi grupları:
Çoğu Mağripli Berberi kökenli olmasına rağmen, sadece bazı dağınık etnik gruplar modern zamanlarda Berberi dilini korumaya başarmıştır.

Berberi inançları:
Kuzey Afrika bölgesinin tarihteki Arap fethinin ardından günümüzde Berberilerin çoğu Sünni İslam esaslarına bağlıdır. Sahara’daki Mozabitler ise İbadilik mezhebine mensuptur.
Daha önceki dönemlerde Berberilerin dini inançları çoktanrıcılık ve animizm bileşimidir. Zaman içinde temas edilen diğer Afrika, Antik Yunan, Musevilik dinlerinden etkilenmiş ve yerel olarak farklılık göstermiştir.
Berberilerin içinde azımsanmayacak bir Yahudi toplamı olmasına rağmen, Fransa ve İsrail’e yaşanan göçlerle bu sayı gözle görülür seviyede azalmıştır. Ayrıca özellikle son dönemde Cezayir topraklarındaki Hristiyan Berberi sayısında artış görülmüştür.

Berberi kültürü:
Berberi topluluklarda geleneksel olarak erkekler hayvancılıkla uğraşır. Mevsimsel olarak otlakların ve sulak bölgelerin durumuna göre göç ederler. Hayvancılıkla uğraşıldığı için yün, pamuk ve boya için kullanılan bitki kökleri çok miktarda bulunur. Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar. En bilinen örneği kilim olan bu ürünler önce kendi kullanımları için artan miktarlar da yerel pazarda satılmak üzere değerlendirilir. Berberi toplumu kabile yapısında örgütlenmiştir. Her kabilenin bir lideri vardır. Tarihte kadın kabile liderlerinin olduğu da görülmüştür. Kabileler anaerkil veya ataerkil olabilmekte, buna göre evliliklerde erkek veya kadın seçici konumunda olabilmektedir.

Tanınmış Berberiler:
Tarık bin Ziyad: Endülüs’ ü fetheden Emevi komutan.
Yusuf bin Taşfin: 1061-1106 arasında Murabıt hükümdarı.
İbn-i Batuta: Orta Çağın en büyük seyyahı.
Augustinus: 354 – 430 yılları arasında yaşamış olan ünlü Hıristiyan düşünürdür.
Arius : (256 – 336), İskenderiye’de Baucalis Kilisesi’nde görev yapmış Libya kökenli çileci Hristiyan bir din adamıdır.
Malika Oufkir: 1953 doğumlu Fas asıllı Berberi yazar.

(Donatusçuluk: Hıristiyanlıkta, Caecilia nus’un Kartaca piskoposu seçilmesi üzerine 4. yüzyıl başlarında Kuzey Afrika’da Donatus’un (ö. y. 355) önderliğinde gelişen akım. Tarihsel bakımdan Donatusçuluk, Anadolu’da Montanusçuluk ile Novatianusçuluğa,Mısır’da da Melitianusçuluğa kaynaklık eden erken dönem Hıristiyan geleneğinin bir uzantısıydı. Devletin kilise işlerine karışmasına karşı çıkan Donatusçular, Circum celliorı adı verilen köylü savaşçılardan esinlenen ve ahiret umutlarıyla iç içe geçmiş bir toplumsal devrim amaçlıyordu. Örnek bir Donatusçunun başlıca amacı, tövbekâr bir yaşamın sonunda din uğruna ölmekti. Kuzey Afrika’daki Romalı, Vandal ve Bizanslı hükümdarların sürekli baskılarına karşın Donatusçu Kilise ortaçağın başlarına değin varlığını sürdürdü.)

EL KAHİNE Asıl adı DİHYA ( berberice; güzel ceylan) veya Dişi kahine (Arapların taktığı isim)(.. ö 701) 7.yy da arap istilalarına, Emevilere karşı direnişi ile halkına öncülük etmiş , berberi bir kadın kahramandır. Jarawa’nın kraliçesi olarak bilinir. xx yy hakkında birçok kadın yazar tadfında kitap yazılmıştır ve ilk feminist olarak Kabul edilir. Diğer birçok berberi kabilesi gibi oda museviliği kabule ettiği ve bizanslı bir kocası olduğu yazılıdır.
– “El Kahina güneye çekiliyor ve düşmanı erzaksız bırakma taktiğini kullanıyor. Hiç bir şey ekilmiyor, sulanmıyor, biçilmiyor. el kahina, zamanının kamikazesi. Kendisi de askerleri de düşmanları da çölde topyekûn can veriyor.”)

BERBERİ ALFABESİ

Kategoriler: Fas Tarihi